Anne babalar daha çocukları dünyaya gelmeden onlarla ilgili hayaller kurarlar. Bu hayaller zamanla beklentiye dönüşür. Kimi zaman babanın gerçekleştiremediği bir iş hayali, kimi zaman da annenin imkansızlıktan alamadığı üniversite eğitimi olarak kendini gösterebilir. Ebeveyn olarak özveriyle büyüttüğümüz evlatlarımızdan elbette beklentilerimiz olacak fakat bu bazen gerçekçilikten uzaklaşabiliyor. Bazı zamanlar beklentilerimizi bir kenara bırakıp çocuğumuzun ne gibi yetenekleri olduğuna odaklanmak güçlü bir iletişim için gerekli olabilir. Bu konuda oğlumuzu veya kızımızı iyi tanımak adına öğretmenlerinden destek almak, her daim onlarla işbirliği içinde olmak bizi doğru hedefe ulaştırır.
Maalesef rekabetçi bir eğitim sisteminde bulunuyoruz. Üniversiteye girmek; gerek ekonomik sebeplerle, gerek sosyal sebeplerle toplumun her kesimince çok önemli hale gelmiş durumda. Burada ebeveynler olarak bize düşen en önemli iş çocuğumuza destek olmak onu her daim sevdiğimizi ve sevgimizin başarısına bağlı olmadığını hissettirmek olacaktır. Peki anne baba olarak bize ne yapmak düşüyor?
Çocuğunuzun biricik ve kendine özgü olduğunu akıldan çıkarmayın.
Dünya üzerinde bu zamana kadar yaşamış tüm insanlar kendine has özelliklere sahiptir. Aynı şekilde her öğrencinin kavraması, ders çalışma yöntemi ve tabi ki başarısı aynı olmayacaktır. Başka öğrencilerle kıyaslama yapmak çocuğunuzla aranızda mesafe oluşmasına, ilişkimizin zayıflamasına yol açacaktır. En önemlisi de çocuğumuz kendini yetersiz hissedecek; Bu durum onu motive edeceğine azmini şevkini yok edecektir.
Yetişkinliğe adım attığını kabullenmeliyiz.
Üniversite sınavına girecek olan çocuğunuzun yetişkinliğe neredeyse erdiğini, kendi kararlarını verebilecek sorumluluğa sahip olduğunu kabullenmek çok önemli. Çocuklarımızın bizden ayrı bir birey olduğunu kabul etmemek ve onları kafamızda “olması gereken” kalıba sokmaya çalışmak aile içi ilişkileri yıpratır. Aynı zamanda çocuğumuzla aramıza aşılması zor bir duvar örer. Bu kabul bizi iletişim kazalarından koruyacaktır. Kendine güvenildiğini hisseden öğrenci her koşulda kabul edildiği bir sığınak olarak ailesini görecektir.
Aşırı kaygıdan uzak kalmaya çalışmak
Ülkemizde sınav stresi ailece yaşanan bir olgu. Sanki çocuğumuzla beraber biz de sınava girecekmiş gibi her sürece müdahil olma zorunluluğu hissederiz. Halbuki bu kendi kaygılarımızdan kaynaklanır. bunu elbette sesli ifade etmeyiz fakat “ya kazanamazsa, o kadar emek boşa mı gidecek” düşüncesi mimiklerimize ve bazen de nasihat olarak dilimize yansıyabilir. Aynı kaygıları öğrenci de içinde yaşar. “Sınavı kazanamazsam benim için her şey biter” ya da ” Bu sınavda başarılı olamazsam herkese rezil olurum.”gibi daha pek çok kaygı dolu düşünceye sahip olan öğrenciler vardır. Öğrenci kendisine sağlanan imkanlardan dolayı kendini zaten borçlu hissedecektir. Bir de bu psikoloji ile sınava hazırlanmak bu zor süreci daha da zorlaştıracaktır.
Başarılı olmak için orta seviyede kaygıya ihtiyacımız var. Bu kaygı sağlıklı olan kaygı olmakla beraber bizi masaya ders başına oturtan kaygıdır. Bu konuda çocuğumuzu iyi değerlendirmeli bu kaygılarından dolayı sadece anlaşılmaya ihtiyacı olduğunu kabul edip, onu yargılamamalıyız.
Belki de çalışmadığını düşündüğünüz oğlunuz/ kızınız aşırı kaygı ve stresten dolayı masa başına oturamıyor. Bu gibi özel durumları gözden geçirmeli ve ona göre davranmalıyız. Gerekirse rehberlik servislerinden yardım almalıyız. Çocuğumuzu daha iyi tanımak için atılan her adım ilişkimizi güçlendirecektir.
Her koşulda yanında olduğumuzu hissettirmeliyiz.
Her koşulda çocuğumuzun yanında olduğumuzu hissettirmek çok önemli. Öğrencinin üniversiteye giremezsem mahvolurum hayatım biter gibi düşüncelere girmesi yada hissettirilmesi daha kaygılı ve stresli olmasına yol açar. Aşırı kaygı ise başarıyı olumsuz yönde etkileyecektir. Sadece başarılı olduğunda sevgi ve ilgi gören, başarısız olduklarında eleştirilen çocukların kendine güvenleri zedelenir.
Örneğin; öğrencinin başarısını ölçmek için aileler genelde deneme sonuçlarına odaklanır. Fakat deneme sınavlarının sonucunu yorumlamak, öğrencinin gelişimini takip rehberlik servisi alanına girmektedir. Denemelerdeki gelişim işlenen konularla paralellik arz etmelidir. Sene başında öğrencinin tüm soruları yanıtlaması beklenmez. Aile olarak da deneme analizlerini işin ehli olan öğretmenlerine bırakmak doğru seçim olacaktır.
Öğrenci tek odağı başarılı olup olamayacağı olduğunda etkili ders çalışamaz. Ebeveynler olarak her koşulda sevgimizi çocuğumuza hissettirmeli belki geçmiş başarılarını hatırlatarak motive edici ve yapıcı iletişimle bulunmalıyız.
Alternatifleri olduğunu bilsin.
Öğrenci alternatifleri olduğunu bilirse daha rahat çalışacaktır. Sınavın hayatının dönüm noktası olduğu algısından uzaklaştığında odaklanması artacak daha başarılı olacaktır.

